Turkish-Canadian Flags Visit our Vancouver Turkish Society  
   

Login
Register


Home

Mission

Events

Book Club

Favorite Links

Türk Dilli Halklar

Discuss

Job Board

Articles

Articles - Politics

Buy & Sell

Photo Gallery

Downloads

 
Home > Articles Politics

Bırakalım belgeler konuşsun!

Posted by on Thursday, May 12, 2005 (PST)

Türk devletinin ve Türk tarihçilerin, Osmanlı arşivindeki konuyla ilgili belgelerin herkese açık olduğu şeklindeki açıklamalarına, Ermeni tezini savunanlar tarafından itiraz edilmiş ve Osmanlı belgelerinin ayıklanarak kullanıldığı iddia edilmiştir...

http://www.zaman.com.tr/?hn=172160&bl=yorumlar

DOÇ. DR. BÜLENT ÖZDEMIR

12.05.2005  PERSEMBE


[Ingiliz resmi arsivleri Ermeni Soykirimi iddialarini yalanliyor] Birakalim belgeler konussun!

Son günlerde sözde Ermeni soykirimi iddialarinin siyasi mi yoksa tarihi bir sorun mu oldugu konusunda yapilan tartismalar ilginç bir noktaya gelmistir. Konunun asil önemli olan yönü daha önce bu tartismalarin kullanilan arsiv belgeleri üzerinde yapiliyor olmasidir.

Türk devletinin ve Türk tarihçilerin, Osmanli arsivindeki konuyla ilgili belgelerin herkese açik oldugu seklindeki açiklamalarina, Ermeni tezini savunanlar tarafindan itiraz edilmis ve Osmanli belgelerinin ayiklanarak kullanildigi iddia edilmistir. Bu itirazlarin Osmanli arsivinde hiç arastirma yapmayan bilim adamlari tarafindan yapiliyor olmasi düsündürücü olmakla birlikte, konunun akademik tartisma ortami içinde ele alinip incelenmesini de engelleyici ve tümden reddedici bir tutum sergilenmesi de sasirticidir. Bu noktada, Türk Tarih Kurumu bünyesinde kurulan Ermeni Arastirmalari Masasi önemli bir inisiyatif kullanarak konuyla ilgili, yabanci devlet arsivlerinde (Ingiltere, ABD, Fransa, Almanya ve Rusya) arastirmalar yapmistir. Bir anlamda Ermeni tezini savunanlarin bu konudaki resti görülmüs ve Osmanli arsivi disindaki yabanci devlet arsivlerinde yapilan arastirmalar neticesinde ilk olarak Ermeniler, Sürgün ve Göç (1) adi verilen ve tehcir öncesinde ve sonrasindaki Ermeni nüfus hareketlerini inceleyen bir kitap yayinlanmistir. Kitap, yabanci devlet arsivlerindeki belgeler kullanilarak yapilan demografik çalismalarla, Ermenilerin en önemli ve dikkat çekici iddiasi olan 1,5 milyona yakin Ermeni’nin öldürüldügü iddiasinin haksizligini göstermesi bakimindan önemlidir.

Ingiliz resmî arsivindeki çarpici belge ne diyor?

Sözde Ermeni soykirimi iddialari, Osmanli Devleti’nin I. Dünya Savasi devam ederken 1915 yilinda aldigi Ermenilerin sürgün edilmesi karari ve sonrasinda yasanan olaylara dayandirilmakla birlikte, savastan çok daha önce Rusya’ya karsi Ermenistan’da baslatilan ve örgütlü bir sekilde ihtilalci Tasnak ve Hinçak komitalari tarafindan yürütülen bagimsizlik mücadelesinin, Osmanli topraklari içindeki Ermeni komitacilar tarafindan da Osmanli’ya karsi bir mücadele seklinde kabul görmesi ve tehcir kararina kadar yasanan olaylar sorunun anlasilmasinda önem arz etmektedir. Ermeni sorununun bugün geldigi noktaya baktigimizda, Ermeniler açisindan tarihsel bir hesaplasmadan çok politik talepler ve çikar hesaplari dogrultusunda bir hesaplasma söz konusudur.

Bu noktada, konu üzerinde akademik çalismalar yapan tarihçi ya da bilim adamlari disinda kalan okuyucu kitlesi için arsiv belgelerinin ne anlama geldigi ve ne ifade ettigine bir örnek olmasi için 1904 yilinda Ingiltere Van konsolosunun Ingiliz Disisleri Bakanligi’na gönderdigi bir raporu(2) asagida aynen nakletmek istiyorum.

Tarih biliminde, tarihçi ve belge arasindaki iliskiyi etkileyen temel metodolojik tartismalar vardir. Genel olarak bunlar tarihçinin niteligi, kim oldugu, dünya görüsü, bagli oldugu ekol, nasil bir egitim aldigiyla baslar ve belgenin niteligi, türü, hazirlanma nedeni ve otantikligi gibi parametrelerle devam eder ve tarihçinin bu belgeyi nasil, ne sekilde, hangi oranda ve hangi amaç için kullandigi gibi sorularla sonuçlanir. Ben bu belgeyi bir tarihçi olarak hiçbir sahsi yoruma tabi tutmadan okuyucularin görüslerine sunuyorum.

Sadece burada belge hakkinda dikkat edilmesi gereken bazi noktalari vurgulamak istiyorum. Bu belge 1904 yilina aittir, yani tehcirden 11 yil önceki sartlari anlatir. Bir Osmanli belgesi olmadiginin yani sira bölgede konsolosluk açmakla ticari ya da siyasi çikarinin oldugunu anladigimiz Ingiltere’nin bir konsolosu tarafindan yazilmistir. Yani bölgeye kendi çikarlari açisindan bakan bir üçüncü sahsin gözlemleri söz konusudur bu belgede. Diger bir husus, belgenin bir gazete haberi olarak genis kitlelere duyurulmak kaygisi ya da abartisiyla yazilmamis oldugudur. Yine belgenin kisa bir süre için bölgeyi ziyaret eden bir yabanci gezgin tarafindan, bölge hakkinda tamamen sathi bilgilerle hazirlanmis olmamasi önemlidir. Bu belge, yazarin sahsi hatirati ya da günlügü olmadigi gibi kendisini de duygusal olarak etkileyen ve olayin bir parçasi olmus bir görgü tanigi ifadesi de degildir. Halbuki, Ermenilerin soykirim iddialarinin temel dayanak noktalarindan birini olusturan Arnold Toynbee’nin hazirladigi Mavi Kitap (Blue Book) sonradan toplanip derlenen ve daha çok misyonerlerin hazirladigi görgü tanigi anlatilarina dayanmaktadir. Son olarak belgeyle ilgili dikkatinizi çekmek istedigim bir konu da, çok yakin zamanda yasadigimiz PKK terör olaylari ve gelisen süreç ile pek çok paralellikler kurabilecek olmamizdir. Iste belge ve sizi kisa bir süre için tarih yorumlarinizla bas basa birakiyorum:

“Van, 21 Eylül 1904

Efendim, 40 numarali raporumda bahsettigim ‘Doktor’ olarak bilinen önde gelen ihtilalci ile yaptigim iki mülakatimi rapor etmekten onur duyarim. Mus’tan ayrildigimda, Ermeni murahhas, eger mümkünse Van’daki ihtilalcilerle iletisim kurmam ve Van’da daha fazla olaylar çikarmalarini engellemem konularinda bana yalvardi. Hiç süphem yok ki onun girisimiyle, Van’a döndükten kisa süre sonra bu sahis benimle irtibat kurdu. Doktor (burada sadece bu isimle biliniyor) Avrupa komitelerinin bas temsilcisi olarak görünüyor ve ciddi bir etkiye sahip. Söyledigine göre St. Petersburg’da yetismis ve tip diplomasini da oradan almis. Konusmamizin detaylarini vermem anlamsiz olacak fakat net sonuç su ki: Ihtilalciler biraz inatçi görünüyorlar ve sert tedbirlerin kendileri açisindan bir Avrupa müdahalesini doguracagi fikrine baglanmislar. Öyle görünüyor ki Avrupa basininin (özellikle Fransiz) bir bölümünden (özellikle M. Delcasse ve M. Anatole’un konusmalari) böyle bir ümide kapilmislar. Farkina varmadiklari sey bu basinin daha çok sorumluluk tasimayan kisilerin görüslerini seslendirmesi ve hiçbir devleti Ermenilerin lehine harekete geçmek noktasinda baglamamasidir. Gerçekte, ihtilalci komiteler hazirladiklari dogru olmayan raporlar ve özel olarak hazirlanmis haberlerle Avrupa basinindaki bu kisileri aldatirken, kendileri de yine bu kisiler tarafindan kandiriliyorlarmis gibi görünüyor. Doktor çok yakinda kesinlikle bir seyler olacagi için, Van’dan tekrar ayrilmamam konusunda beni uyardi. Bunu önlemek için, eger bölge tekrar huzura kavusursa reformlarin yapilacagi konusunda söz verip veremeyecegimi sordu. Ona böyle bir söz vermemin yetkimin disinda oldugunu söyledim ve yapilmasi için tavsiye ettigim seyin Ermeni halkinin durumunun iyilestirilmesi için tek ve en iyi sans oldugunu söyledim. Izlenecek yol, öncelikle aktif ihtilalci hareketlerin durdurulmasi ve yabanci güçlerin, Türk hükümetine reformlari yapmasi hususunda baski yapmalari için yeterli derecede uyanik ve ülkenin içinde bulundugu durumun farkinda olduklarina inanmalaridir. Ayrica ona kendi görüsüm olarak diplomatik girisimlerden baska, güçle müdahalenin mümkün olmadigini söyledim. Sonunda ihtilalcilerin sessiz kalmasi konusunda benimle hemfikir oldu ve bir ay için huzurun bozulmasi noktasinda hiçbir seye izin vermeyecegine dair güvence verdi. Eger bu zaman dilimi sonunda, ben kendisine reformlarin yapilmasi noktasinda kesin bir ümit verebilirsem, ülkenin bu bölümündeki ihtilalci hareketlerin hepsini durduracak. Eger bu olmazsa hadiseler kendi yolunu bulacak.

Bunlar onun sözleri fakat bana göre komitelerin bu kadar büyük bir gücü bu adama vermis olmalari ve böyle bir sözü yerine getirebilmesi konularinda biraz süphe var. Geçici birakismalar açisindan inaniyorum ki, etkin biri ve nitekim su günlerde ihtilalcilerle ilgili neredeyse hiçbir sey duyulmuyor. Doktor, hepsini, Antranik (ünlü bir Ermeni komitaci terörist lider) dahil sinirin ötesine gönderdigini fakat istendiginde tekrar geri gelebileceklerini söylüyor. Buradaki olaylarin durumu su an için böyle. Van’daki durum oldukça iyilesti ve gelecekte problem yasanip yasanmayacagi tamamen ihtilalcilere bagli görünüyor. Bu mülakatin içeriginden Fransiz meslektasimi da haberdar ettim.

Ekselanslarinin duymaktan hoslanacagi birkaç önemli nokta daha var. Doktor, bu bölgede yasanan olaylarin profesyonel ihtilalciler ve komitacilarin degil, neredeyse tamamen halkin, yapilan baskilara dayanamayip özgürlüklerine kavusmak için bir seyler yapmasi gerektigine inanmalari sonucu ortaya çiktigi noktasinda beni etkilemeye çalisti. Iste halkin bu çagrisina bir cevap olarak komitalar onlara silah ve liderlik sagliyorlarmis. Bu alkislanacak teori pek çogu tarafindan kabul görüyor; fakat bunun böyle olmadigi ortada. Hiç süphe yok ki Ermeni halk, ihtilalcilerin ulasmaya çalistiklari sonuca (daha iyi bir yönetim) sempati duyuyorlar, fakat ihtilalcilerin bu sonuca ulasmak için gerekli oldugunu düsündükleri çile ve aci çekmek seklindeki uygulamalari konusunda gönüllü degiller. Eskisi gibi baris içinde kalmayi, köylerinin yakilmasina, öldürülmelerine ve hapse atilmalarina tercih ediyorlar. Misyonerlerin söyledigine göre köylerdeki halk artik devlet ve Kürtlerden baska simdi bir de ihtilalcilerin üçüncü efendileri oldugunu söyleyip sikayet ediyorlarmis. Köylülerin ihtilalcilerden tüfek satin almalari için inek ve koyunlarini satmaya zorlandiklari yönünde ciddi kaynaklardan haberler geliyor. Ihtilalcilerin fonlari için zorla toplanan paralar, devletin aldigi vergi ve Kürtlerin zorla topladiklarina eklenmis durumda. Ihtilalciler ne söylerlerse söylesinler halk bu durumdan hiç memnun degil. Doktor, kendi düsüncemi olusturan iki önemli noktada beni dogruladi fakat delil elde edemedim. Birincisi, Mus, Sason ve Talori’de tahrip edilen köylerin Ermenilerin kendileri tarafindan daha askerler köylere ulasmadan yakildigidir. Doktorun, bu yapilanlarin dogru oldugunu kabul etmesine çok sevindim, çünkü daha önce bunu kabul eden hiçbir Ermeni bulamamistim. Ikincisi, halen Mus’ta murahhas üye olan Vartan Vartabed’in Ermeni ihtilalcilerle çok yakin bir iliski içinde oldugunun süphe götürmez oldugudur.

Doktor, Ermeni ihtilalcilerin Türkiye’de ne yaptilarsa Rusya’da da aynisini yapacaklarini ve kisa süre sonra bu tür olaylarin oraya da tasinacagini söyledi. Her ne kadar ilk baslarda Türkiye ve Rusya’dan koparilan bagimsiz bir Ermenistan’dan bahsetse de, daha sonralari komitalarin, reformlarla iyilestirilmis bir Türk devletinden de tatmin olacaklarini söyledi.

Onurlandim Efendim. En büyük saygilarimla, Ekselanslarinin en itaatkar ve mütevazi hizmetkari”

1- Ermeniler: Sürgün ve Göç, (Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayinlari, 2004)

2- Ingiltere Disisleri Bakanligi Arsivi. FO 195/2173, 21 Eylül 1904, Van.

BALIKESIR ÜNIVERSITESI ÖGRETIM ÜYESI

11.05.2005


Add Your Comment

 



ExpertNet Solutions


In compassion and grace be like sun.
-- Hz. Mevlana (Rumi)

 

New Posts

  • Mart 22 -Nisan 22 arasi kiralik yatak ve ya oturma odasi
    Posted by Guray on Friday, March 13, 2009 (PST)

  • sweden-----penpal I AM TURK
    Posted by duva on Friday, January 23, 2009 (PST)

  • Kiralik Oturma Odasi - Living room for rent
    Posted by Guray on Thursday, January 08, 2009 (PST)

  •  

    New Photos


    Bird Island, Kusadasi


    Gece Bogaz


    Istanbul Gece


     

    Home   |   Mission   |   Events   |   Book Club   |   Favorite Links   |   Türk Dilli Halklar   |   Discuss   |   Job Board   |   Articles   |   Articles - Politics   |   Buy & Sell   |   Photo Gallery   |   Downloads