Sevgili dostlar edebiyata olan ilgimden dolayi aslina bakarsaniz yazi insanlarinin ufak tefek hatalarini maruz görür ve onlari çok gündeme getirmemeye çalisirim. Çünkü yazar dünyayla sikintisi olan insandir ve temel olarak yaptigi sikintisini yaziya dökmektir.
Bunu en iyi kendimden bildigim için yazi insanlarinin bazi çikislarini çok önemsemem. Orhan Pamuk'un son yaptigi açiklamalarla beni "yazara dokunma" prensibimi bozmak zorunda biraktirdigi için üzgünüm. Nedense edebiyatçilarimiz siyaset yapmadan duramiyorlar ve bu siyasetlerde ne hikmetse hep vatanimiz aleyhine oluyor.
Istihbarat dünyasinda "kus yumurtasi üretmek" diye bir degim vardir. Diyelim ki X ülkesinde bundan 20 sene sonra yapmak istediginiz uzun vadeli bir operasyon var. Bu operasyon için size çesitli provakatörler lazim ve en güvenilir provakatör kendi yetistirdiginizdir.
Bu is için yetenekli ama gelecegi parlak olmayan zayif karakterli bir "yumurta" bulunur. Mesela bu genç üniversitede devsirilir ve asama asama önce ögretim görevlisi daha sonrada medya parlatmalari ve sirket sponsorluklariyla ülkede sözü dinlenen bir Profesör haline getirilir.
Gerekirse tüm arastirma ve kitaplari da eline hazir olarak verilir. Ülkedeki insanlar bu kisinin yazdigini sandiklari muhtesem eserleri okur ve ona olan saygilari artar. Böylece yumurta kuluçka asamasini bitirmis ve çatlayip güzel bir kus olma zamani gelmistir.
Belirlenen zamanda bu profesör medya yoluyla müthis radikal açiklamalar yapmaya baslar ve tüm ülkeyi karistirir. Ayni anda kendisi gibi yetistirilen diger yumurtalarda farkli faaliyetlere girisirler. Neyse konu uzun benim yerim dar ama ilgilenenler için Dogu Blogunun çöküs dönemine bakmalarini salik veririm.
Bu alakasiz konudan sonra gelelim Orhan beye.
Ferit Orhan Pamuk Beyin (kimsenin bilmesini istemedigi göbek adi Ferit'tir) ülkesine bu kadar muhalif olmasini hiç anlayamamisimdir. Hani fakir ve hayatini zorluklar içinde geçirmis birisi olsa belki anlayacagim ama Orhan Pamuk sülalece aristokrat tabakasina mensuptur ve bugün elestirdigi devletin çok ekmegini yemistir.
Mesela dedesi Cumhuriyetin ilk mühendislerindendir ve özellikle Atatürk, Inönü dönemlerinde yapilan demiryolu hamlesinde büyük ihaleler alip kisa zamanda zengin olmustur.
Ogullari bu koca servetin büyük kismini sefahatle tüketseler de Orhan Pamuk'un zengin bir hayat sürmesine yetecek kadar servet kalmistir.
Babasi deseniz Türk özel sektörünün duayenlerinden Gündüz Pamuk.
Amerikanin IBM sirketinin Türkiye'ye atadigi ilk genel müdürlerden.
1959-1964 yillari arasinda IBM firmasinin tüm devlet birimlerine ve silahli kuvvetlere sattigi cihazlari pazarlayan kisi.
1964 yilindan sonra Koç Holding'de Aygaz Genel Müdürlügü, Koç Holding Plan Grubu Baskanligi, Arçelik müdürlügü yapmis ayrildiktan sonra iki senede PETKIM'in basinda bulunmustur.
Yani Orhan Pamuk'un babasi Türkiye'nin basarili özel sektör yöneticilerinden biri.
Bu kadarda degil Gündüz Pamuk Ismet Pasa'nin yakin dostudur ve SODEP'in kurucularindandir. Kisacasi Pamuk ailesi dönemlerinde zengin olduklari Halk Partisine büyük bir sadakatle bagli.
Anne tarafi deseniz o da aristokrat.
Anne tarafindan büyük dedesi 1700'lü yillarda Girit Valiligi yapmis Ibrahim Pasa. Ibrahim pasa genis torun yelpazesine sahip ve bu kanaldan Orhan Pamuk'un ilginç akrabalari var.
Mesela Hürriyet Gazetesinde edebiyat yazilari yazan papyonlu Dogan Hizlan ve eski Is bankasi genel müdürü Ferit Basmaci Orhan Pamuk'la uzaktan akraba.
Karisi Aylin Pamuk bile aristokrat. Aylin hanimin anne tarafi Beyaz Rusya'dan göç etmis ve daha sonra Osmanli hizmetine girmis bir Rus soylusuna dayanmakta. Babasi ise Osmanli Adliye Naziri Kazim Beyin oglu.
Kisacasi sevgili dostlar bugün Türkiye'deki sisteme binlerce elestiri yagdiran Orhan Pamuk bu elestirileri yapacak en son kisidir çünkü Osmanlidan beri bu ülkeyi yöneten aristokrasinin tam bir üyesi kendileri. Peki Orhan Pamuk'ta olusan bu sistem düsmanligi nereden kaynaklaniyor ve acaba "yapay" bir düsmanlik mi sorularina cevap arayalim.
Orhan Pamuk'un hayatinin ilk evrelerine baktigimiz zaman koca bir basarisizlik oldugunu görüyoruz. 30 yasina kadar iki okul degistirmis ve sirf askerligini kisa dönem yapmak için Gazetecilik okumus bir insan. Ilk baslarda ressam olmak isterken sonra yazarliga sariyor. Yillarca evinin odasina kapanarak ödüller alan ama kimsenin para vermek istemedigi romanlar yaziyor.
Tam artik buraya kadarmis asamasina geldigi anda sihirli bir degnek degmis gibi Orhan Pamuk'un kitaplari satmaya ve yurtdisinda taninmaya basliyor. Peki bu sihirli degnek acaba nerede degmis olabilir. Benim kanaatimce bu degnegin izini Amerika'da sürmek lazimdir.
Amerika'ya gitmeden önce Orhan Pamuk üzerinde derin etkileri oldugu anlasilan birisinden bahsetmek lazim. Bu kisi Orhan Pamuk'un erkek kardesi Sevket Pamuk.
Sevket Pamuk Orhan Pamugun ilk dönemlerinin aksine oldukça basarili bir insan. Amerika'da Yale,Berkeley gibi saglam üniversitelerde ekonomi okuduktan sonra Türkiye'de bir çok üniversitede ders veren Sevket Pamuk Osmanli ekonomisi üzerinde taninmis bir uzman.
Kendisi pek çok yabanci üniversitede Osmanli ve Türkiye ekonomisi üzerine dersler vermis.
Bu üniversitelerden en ilginci Israil'de bulunan Negev Ben Gurion üniversitesi. Ismini Israil'in ilk basbakani,Israil'in kurucularindan ve hatta anarsik faaliyetleri yüzünden Osmanli tarafindan Filistin'den kovulacak kadar fanatik siyonist olan David Ben Guriondan almistir.
Üniversitenin derslerini MOSSAD'inda ilgiyle takip edip raporlar hazirlattigi bir "Ortadogu Çalismalari" bölümü bulunmakta.
Iste sayin Sevket Pamuk böylesine kaliteli bir bölümde ders verebilecek kadar yetenekli bir ekonomi uzmanimiz. Ben Gurion üniversitesinin basinda 14 sene Dünya Bankasinda çalismis ve daha sonra bu basarilarindan ötürü Rotary ve Lions klüplerinin 2000 yilinin adami olarak seçtikleri Prof.Avishay Braverman bulunmakta. Böylesine basarili bir ekonomistin yönettigi üniversitede ekonomi dersi vermenin önemini anlamissinizdir. Iste Orhan Pamuk'un kardesi Sevket Pamuk bu kadar degerli bir hocamiz.
Evet biz Orhan Pamuk'un Amerika yolculuguna dönelim gene.
1985-1988 arasinda tam üç sene Amerika'da kaldi Orhan Pamuk. Bu dönemde Amerika'da haril haril kitap yazmanin disinda çok önemli bir kursuda basariyla bitirdi. Bu kurs Iowa üniversitesi bünyesinde verilen International Writing Program (IWP) isimli çok ilginç bir kurs.
Kursun amaci dünyanin degisik bölgelerinden gelen ve kendilerinde potansiyel görülen yazarlarin Amerikan hayatini tanimalari ve kitaplarini yazabilecek güzel bir ortama kavusmalari. Bu "iyiliksever"programin bünyesinde her sene 20 kadar yazar agirlaniyor.
Iste Orhan Pamuk';un bu kurstan sonra hayati degisti. Yani onun deyimiyle "Bir kursa gitti hayati degisti".
Bu arada kurstan 2004 senesinde mezun olan bir baska Türkün ismi de Mahir Öztas aklinizda bulunsun çünkü gelecegi parlak.
Insan düsünmeden edemiyor bu üniversite bu kadar insani çagirip onlari aylarca yedirip içirecek ve agirlayacak parayi nereden buluyor diye.
Cevabi basit.
Bu yazar egitim kursu programinin bas sponsoru Amerikan Disisleri Bakanligi.
Orhan Pamuk'un sansi Amerika'da bundan sonra oldukça açiliyor. Baktigimiz zaman Orhan Pamuk'un Amerika'da basilan kitaplarinin tamamina yakini ayni yayinevinden çikmis. Bu yayinevi Random House. Yayinevinin sahipleriyse dünyaca ünlü Alman Bertelsmann yayincilik. Bertelsmanin kurucusu ve su anda emekli hayati süren dünyanin en zenginlerinden Reinhard Mohnda sihirli degnek örneklerinden.
Bay Mohn Ikinci Dünya Savasinda general Rommelin Afrikakorps birliginde astegmen olarak savasiyor. Burada Amerikalilara esir düserek Kansasda bir esir kampina tikiliyor. O zamana kadar kitaplara ilgi duymayan Mohn biranda kitap sever oluveriyor. Savastan sonra komünizm tehdidi altindaki ülkesine dönen Mohn aniden bir yayinevi açarak ilahi kitaplari ve dini kitaplar basmaya basliyor.
Iste Bertelsmanin kurulusu böylesine mütevazi.
1991 senesinde emekli oldugu zaman Bertelsmann dünyanin en büyük yayincilarindan ve kendiside karun kadar zengin. Bu Amerikalilar astegmen Mohna esir kampinda ne yedirdilerse adam basarinin sirrini buluveriyor bir anda.
Bertelsmanin bir diger ilginç özelligi Dogan Holdingle 2001 senesinde Müzik piyasasina yönelik bir ortakliga gitmeleri. Bu ortakligin tüm görüsmeleri bizzat Aydin Dogan'in kizi Hanzade tarafindan yapildi.
Buna göre su an Türkiye'de yayinlanan pek çok yabanci müzik albümü hep bu ortakligin sayesinde Türkiye'ye ulasiyor. Iste bu büyük grup Orhan Pamuk'u çok sevmis olacak ki tüm kitaplarini satsa da satmasa da israrla onlar basiyorlar.
Orhan Pamuk'un en büyük basarilarindan biride dünyaca ünlü IMPAC Dublin ödülünü almis olmasi. Bu ödül öylesine basit bir plaket degil tabii ki çünkü ödül jürisi "Benim adim Kirmizi" kitabini öylesine begenmis ki birde hediyesi olarak 115 bin dolar vermisler.
Peki bir Türk yazarina kendisiyle ayni meslegi yapan çogu meslektasinin hayatlari boyunca bir arada göremeyecegi meblagi veren kurumun arkasindaki güç kim.
Bu sirket ödüle ismini veren IMPAC sirketi.
IMPAC tüm dünyada yaygin yönetim danismanligi hizmetleri veren bir Amerikan sirketi.
Yönetim danismanligi adi altinda güzel istihbarat hizmetleri verdigi de bilinir.
Sirketin basindaki Dr James Irwin Irlanda'yi ve kitaplari çok sevdigi için böylesine güzel bir ödül ortaya çikarmis ve her sene basarili bir yazara bu ödül veriliyor.
Edebiyatsever dostumuz bay Irwin çok da aktif birisi. Kendisi Amerikanin önde gelen Cumhuriyetçilerinden ve Amerikan ordusuyla arasi harika. O kadar harika ki Amerikan Askeri akademisi West Point'den üstün hizmet ödülü almis.
Orhan Pamuk'a verilen ödülün sponsoru bay James Irwin "International Democratic Union" derneginin de bas üyesi ve muhasebecisi.
Bu dernek dünya çapindaki merkez sag partileri bir araya getirmek için kurulmus. Kuruculari arasinda Ronald Reagan,Margaret Thatcher,Baba George Bush, Helmut Kohl ve Jack Chirac gibi önemli isimlerde bulunmakta.
Dernegin Türkiye'den de iki üyesi var. Bunlar Anavatan Partisi ve Dogru Yol Partisi. Dernegin su anki baskani Avustralya'nin Amerikan yanlisi basbakani John Howard.
James Irwin bunun disinda Washintonda bulunan "Center for Democracy" derneginin de üyesi.
Tüm dünyaya Amerikan demokrasisi getirme amacindaki bu dernegin en ilginç simasi artik hepimizin tanidigi Henry Kissinger. Kissinger dendi mi o demokrasinin nasil gelecegini hepiniz tahmin edersiniz herhalde.
Orhan Pamuk'un otuz yaslarina kadar odasindan çikmayan biri olarak çok büyük asamalar kaydettigi büyük bir gerçek.
Su anda kazandigi ünün ve paranin keyfini çikarmakla mesgul. Taksim meydanina yakin ve muhtesem bogaz manzarali teras katinda yeni eserleriyle ugrasiyor.
Duvarlarinda Japon edebiyatina kadar tasnif edilmis yüzlerce kitap bulunan lüks dairesini sadece çalisma amaçli kullaniyor ve bazen de yakin dostlariyla yemek yiyor.
Bu eve sik sik gelen yakin dostlardan biride Yahudi asilli Amerikan gazetecisi Jeri Liberdi. Bu sahsiyeti hafizasi güçlü okurlar hatirlayacaklardir. Kurucusu oldugu insan haklari izleme komitesini temsilen Türkiye'deki insan haklari ihlallerini konu alan bir rapor yazmisti. Sonra bu rapor kitap haline de dönüstürüldü.
Bu raporda Türk ordusunun Kürtlere katliam yaptigini iddia edilmis ve Türk ordusuna açikça "serseriler" diye hitapta bulunulmustu
Bu kitabin çevirisini yapan Ertugrul Kürkçü ve Ayse Nur Zarakoglu hakkinda dava açilinca Jeri Liber onlara destek vermek için hemen Türkiye'ye gelerek mahkemelere katilmisti.
Herhalde Sayin Orhan Pamugun fikirlerinin olusmasinda Jeri Liberle özel teras katinda yaptigi yemekli sohbetlerin büyük etkisi olmustur.
Evet sevgili dostlar uzun bir yazinin sonuna geldik. Keske Orhan Pamuk gibi yazarlarimiz bu sekilde açiklamalar yapmasa da bizde edebiyatçilarimizla ilgili böyle uzun yazilar yazmasak. Bu arada yaziyi yazarken sabahi etmisiz gene ve disaridan kus sesleri geliyor. "Kus sesleri" çok güzel ama her "kusun" sesi degil tabii ki.
Serdar Kuru